« Önceki |

28/2/2009

Mahkum İken Hakim Olmak

Ey insanlar! Size Rabbinizden bir ögüt, gönüllerdekine sifa, mu'minler icin bir hidayet ve rahmet gelmistir. Yunus 57

Kur'an yüreklere sifa vahyin dilinde...Yürek tasiyan herkes bunu bilir...Insan yüregini isgale kalkanlar ise yillar boyu vahyin solugu ile gönüller arasinda duvar oldular...Öyle demiyormuydu Ingiliz Avam kamerasindaki bir zat Osmanliyi kastederek hemde galip geldikleri I Dünya harbinin hemen ardindan..''Biz bunlarin elinden Kur'ani almadikca mutlak anlamda galip gelmis sayilmayiz'' Yillar gecti ki bu projelerini Anadolu topraklarinda uygulamaya kalktilar...Ezanlar sustu minarelerde...Kur'an okuyan ve ogreten tabutluklara atildi...Iman hizmeti yapanlar serseri gibi mahkemelerde tahkir ve terzil edildi...Bas örtüsüyle universiteye gidenlerin okuldan kaydi silindi...Kibrista Cuma namazi kildigim bir caminin adi Bugday camii idi...Neden mi? Bir zamanlar camiyi bugday ambari yapmislarda ondan...Daha sonra da bale salonu...Yillar sonra tekrar cami olmus...Kapatilan camiler, horlanan müslümanlar vesaire...ama günes balcikla sivanmaz tabii ki...

Nereden nerelere geldik...Baksaniza dünyanin bir ucunda en agir suclardan dahi iceri girmis insanlar müslüman oluyorlar ve Kur'an ögreniyorlar...Ama öyle ki bu ögrenmeleri karsiliginda tabutluklara alinmiyorlar..Üstelik hapishane yönetimi bunu tesvik ediyor...Belli ki farkindalar Islamin yüce vahyinin gönüllere sifa oldugunun...Onun icin bugün Katolik ayininde hemen hemen kimse yoktu...Bizim Kur'an kiraati dersimiz ise oldukca kalabalikti...Dilleri dönmesede ögrenmeye calisiyorlar...Samimiyetleri gercekten insani duygulandiriyor...Bir tanesinin yanina geldim dedim ki samimi olduktan sonra hata yapsanda melekler hatani düzeltir...Ama bir gün cok güzel okuyacagina eminim...mahkumlardan birisi geldi söyle dedi: '' Kur'an derslerini biraz daha uzatabilirmiyiz...Icimde muthis bir huzur oluyor derslerden sonra...''Kimbilir sucu neydi bir zamanlar...Cinayetmi yoksa uyusturcumu yoksa soygunmu? Ama Kur'an onun yüregine sifa vermis ki huzur duyabilmisti...Öyle ki Kur'an böylesine agir suclu mahkumlari dahi dönüstürebiliyordu...Ama ya Kur'an cöl kitabi diyen zavalli rutbeliye ne demeli? Rutbesiz eskiyalar bugün cezaevinde müslüman oldu ve Kur'an okuyorlar...Peki ya rutbeli eskiyalar? Onlar Kur'an cöl kitabi diyorlar...Dün dediler bugün hala diyorlar...Degismiyor ve dönüsmuyorlar...Neden mi? Cünkü sirk tüm suclardan daha büyük bir zulüm de onun icin...Bir insanin hakkini gaspetmek ile Yaratici kudretin hakkina mudahale etmek ayni degil tabii ki...Allah sirki yani tüm mahlukatin yaraticisi olan Allahin hukuna yönelik saldiriyi bagislamiyor...Bagislamiyor ki vazgecmiyorlar küfürlerinden...

Söyle diyor Kur'an ''Sagirdirlar, dilsizdirler, kördürler artik dönemezler'' 2.18
Horlamaya hakkimiz var mi mahkumlari? Bana kalirsa mahkumken hakim olanlari degil hakimken mahkum olanlari görmek lazim...Bu insanlar Amerikan toplumunun umudunu kestigi bir guruh ama yuce nebiye dil uzatan bir milletin umudunun hudutlardaki temsilcisi...

Sarki bilmez, garbi bilmez görgüden yok payesi
Bir utanmaz yüz, bir yasarmaz göz, tek sermayesi

Bilgin Erdogan

16/2/2009

Günümüz Fudayl bin Iyadlari



Iman edenlerin yüreklerinin, Allah'i ve hakikati anarken yumusayip saygi ile dirilme vakti gelmedi mi? Hadid 16

Fudayl bin Iyad yol kesen ve kervan vuran bir zat...Öyle ki nami tüm yöreye yayilmis bir cete reisi ...Hicri 125 yillarinda yasamis...Bir hanima sevdali...Kafasina koydugunu yapan birisi ve karar vermis masukunu kaciracak...Bir gece tenhasinda yaklasmis eve dogru...
O zamana kadar yüreginden vurgun sanirmis kendini ama o dakikada vurulmus...Yukarida ki ayeti birileri terennum ediyormus...''Iman edenlerin yüreklerinin, Allahi ve hakikati anarken yumusayip saygi ile dirilme vakti gelmedi mi?'' Ayet Fudayl bin Iyad'i yüreginden vurmus....
Öyle ya söz hatibin neresinden cikarsa muhatabin orasina isabet eder derler...Birilerinin yüreginin dudaklariyla okudugu bu ayet Fudayl'in yüregine isabet etmis...Gercek aski o zaman bulmus...Megerse tutkuymus daha önceki...Tutku tutuklamis onu yillar boyu ama ask özgürlestirmis birden...Zira bu ask Allah askiymis...Birden cöküvermis dizlerinin üstüne ve salmis göz yaslarini gecenin koynuna...Aglamis, aglamis, aglamis....Ve tövbe etmis yani dönüs yapmis...Öz benligine, vicdanina ve vahiy eksenli bir hayata dönüs...Yani vahyin yüreklere hitap eden o essiz sesini gönül kulaklariyla duymus birden...Nemi yapmis? Solugunu irfan ve ilim yolunda almis...Ebu Hanifelerden ders almis ve Imam Maliklerle ayni ortamlarda bulunmus...Tarihin kaydettigi bir Islam alimi olmus...Tarihte kaybolan ve bogulan bir eskiya olacakmis oysa ki...

Islam sahsiyet kazandiran ve vicdan insa eden bir dindir...Askeri, siyasi ve ekonomik gücü olmayan bir ümmetin nesinden korkuyor sanirsiniz bugünün malum odaklari...Nicin bu kasitli kampanya? Müslümanin topraklarini isgal ettiler, topunu tüfegini bloke ettiler, siyasal anlamda sömürdüler...Peki nicin hala bu korku?
Cünkü müslümanin sözü var...Söz silahtan güclüdür...Söz sayet silahtan güclü olmasaydi Allah nebilerine ok gönderirdi vahiy yerine...
Firavun simdi yok ama Musa gönüllerde ölümsüz bir dua...Zira söz insan ruhunu hedef alir ama silah insan bedenini..Beden cürür gider ama ruh yasamaya devam eder...Önemli olanda zaten ruhu özgürlestirmektir...

Amerikan hapishanelerinde insanlar müslüman oluyorlar ve hayatlarini degistiriyorlar Bugün Ronald isimli bir mahkumla konusuyordum...Silahli soygundan iceride...19 yasinda islemis sucunu ve önce cocuk hapisahanesine oradan buraya almislar...Sucun neydi diye sordugumda bazen sorduguma pisman oluyorum...Ama öyle ki bazen yardimci olmam icin sormam gerekiyor...Yinede sorduktan sonra onlarin utanmasi icimi burkuyor...Sordugumda basini öne egdi ve ''robbery'' dedi...Ama dedi cok genctim o zamanlar seytana uydum...Aslinda müslümandim ama Islami yasamiyordum...Kiz arkadaslarim vardi serseri bir hayat yasiyordum dedi...Buralara gelmem ile hayatim degisti...Namaza basladim...Yillardir icerideyim...Ama artik cikmak istiyorum... dedi. Ciktiktan sonra denizasiri memleketlere gidecegini ve orada Islami bilgisini gelistirecegini söyledi...Amerikada yasamak istemediginden filan bahsetti...

Onun icin aklima Fudayl bin Iyad geldi...Aslinda Fudayl bin Iyadlar var ama bizim bugün onlari yetistirecek Ebu Hanifelerimiz yok...Onlara feyiz verecek Uveys bin Karn yok...Onlara yoldas olacak Imam Malikler yok...Biz tefekkürümüzü kaybettigimiz icin bu haldeyiz...

Dünya ''aklin nuru ilim ve kalbin nuru dindir'' diyen muctehidlere muhtac bana kalirsa...

O nuru gönder Ilahi asirlar oldu yeter
Bunaldi milletin afaki artik bir sabah ister

 

Bilgin Erdogan

9/2/2009

Bir Eylül Sonbaharinda Duvarlarin Ardinda Ölümü Hissetmek

''Her nefis ölümü tadacaktir...''Al-I Imran 3/185

Eylül ayi...Yapraklarin sararip dökülme mevsimi... Agustos böceklerinin senfonilerini tamamlama zamani...Ama öyleki bazen insan, ömür isimli senfonisini tamamliyor...Kimi zaman insan bir sonbahar yapragi gibi dökülüyor ve ucuyor sonsuza...Bugün mahkumlardan iki kisi yakinlarini kaybetti...Birisinin annesiydi...Hapishanenin soguk duvarlari arasinda annesinin soguk ölüm haberini aldi...Kiz kardesi aradi ve haber verdi...

Hapishanede birisinin yakini vefat ettiginde o isin takibi din adamlarina kaliyor... Isin bürokrasisi ve o kisiye psikolojik destek vermek türünde isler... Mahkumun ismi Jackson..Siyahi bir vatandas..Katolik imis...Ancak katolik din adami o anda olmayinca olan kisiler sorumlulugu aliyor...Bundan öncede bir kac tecrübem oldu..Bir müslüman kardesini trafik kazasinda kaybetmisti...Insanlarin yürekleri tas degil...Katil, soyguncu deyip gecmemek lazim her insan yürek tasiyor...Her insanin yüreginde bir cennet ve cehennem tasima potansiyeli var...Demek ki adam öldürmüs katillerin dahi yüregi yumusarmis diye düsünmüstüm ilk gözü yasli mahkumu görünce...Öyle ya sadece gözü yasli bizler degiliz...Kimi zaman utanmaliyiz halimizden..Bu kisiye son haberi ben vermedim ayrilmam gerekiyordu ve ciktim ama sanirim o simdi hücresinde hickiriklara bogulmustur...Artik annesiyle arasinda hapishane duvarlarindan daha kalin bir duvar daha var...Ölüm duvari... Bu duvari asmasi ve annecigine kavusmasi artik imkansiz... Ancak iman ile asabilir...Bunlari anlatmak isterdim ama imkansiz zira katolik...Bakalim o ögreti yarasina ilac olacak mi?

Bugün supervisor'im ile konusuyordum...Onunda es cinseller ile basi dertte...Kiliseye es cinselleri kabul etmedigi icin mahkumlar ''discrimination'' davasi acmislar... Ama dogru olani her türlü riski göze alarak yapmam gerekiyor dedi... Takdir ettim ama öyle ki bazen Sezar'in hakkiyla dogru olan karisiyormus onu da böylece gözlemlemis oldum...

Hücre ziyaretinde yine sözlü bir saldiri oldu...Bu sefer yine insanlari kandirdigimi iddia eden bir adam...Bu adam bir Sirp...Daha önce Huntigton isimli kurumdaydi simdi Smithfield'a aktarmislar...Tabii bu adam daha önceki gibi bu ülkeden git diyemedi bana...Insanlarin beynini yikiyorsun anlaminda bir seyler söylemeye calisti bozuk Ingilizcesiyle... Hidayetin Allah'tan geldigi gercegini bu insanlara anlatmak icin ise iman isimli bir on bilgiye sahip olmalari gerkli tabii...Ancak bu sefer ki adami cok ciddiye almadim... Sanirim komsu olmasindan kaynaklandi... Kötü bir komsu tabii...Uyusturucu kacakciligindan icerideymis..
Irkdaslarinin yaptigi mezalim yaninda uyusturucu kacakciligi tabii cok hafif bir curüm...

Bugün beni en cok etkileyen mahkumun annesini ölüm haberini almasi oldu...Annesinin son aninda sicak ellerini tutmak yerine hücresinin soguk duvarlarini yumruklamak zorunda kalmasi gercekten aci...
 


Ölümü anmakta bir koyun kadar olamadim hassas
Öyle bir nefsim var ki dessas mi dessas

Bilgin Erdogan

http://www.bilginerdogan.info/index.php

1/2/2009

Allah nurunu tamamlar




Yüriydune en yutfiu nurAllahi Bi efvahihim ve ye’bAllahu illâ en yütimme nureHU velev kerihel kafirun;

Allah’in nurunu agizlariyla sondurmek istiyorlar, Allah ise nurunu tamamlamaktan baska bir sey istemiyor, kafirler hos gormesede


HUvelleziy ersele RasûleHU Bil hüda ve diynil hakkı li yuzhirehu aled diyni küllihi velev kerihel müşrikûn;


O ki Resulunu, hidayet ve hak din ile gonderdi, velev ki musrikler hoslanmasada


Musahhas olan esyayi gormek icin goz ve isik, mucerret olan hakikati idrak etmek icin akil ve vahiy elzem...Esya icin goz ve isik, hakikat icin akil ve vahiy...Isik olmazsa gozun ve vahiy olmazsa aklin hukmu yok...Kafirlerin agizlariyla sondurmeye calistiklari  vahiy isik olarak tarif edilir...Isik sadece aydinlatan degil ayni zamanda isitan...Yol gosteren degil sadece ayni zamanda insa eden...


Isik evrensel olan birde...Isik her zeminde ve her zamanda...Isik, zemin ve zaman ustu olan...Isik Mekke’de, isik Kuduste, isik Asya’da , isik Avrupa’da...Isik, zaman ve zemin ustu olan...Isik sokakta, isik carsida, isik pazarda, isik ummanda, isik goklerde, isik yerlerde, isik evde, isik handa, isik sarayda ve isik zindanda....


Isik, Amerika’nin karanlik zindanlarinda...Isik, bir hucrenin icindeki mahkumun yureginin icinde...Istatistikler bize binlerce muslumanin her yil sehadet gunesi ile bulustugu mujdesini veriyor...Dort yila yakin calistigim Islah evlerinde kirk alti kisi Islamla sereflendi ...Zira insanlar hucrelerinde daha hur...Bedenen mahkum ama ruhen ozgur...Zira birde toplumsal zindan var....Toplum ne der kaygisina gore yasayanlar bedenleri ozgur ama ruhlari tutsak bicareler....


Islam kilicla yayildi iftirasini yapanlara bir tokat gibi iniyor cevaben Amerikan islahevlerinde Islami bir hayat tarzi olarak secenler...Zira iceriye kilic sokmak yasak!!! Pensilvanya islahevlerinde yaklasik her dort bes kisiden biri Islami secmis...Dinleriyle gurur duyuyorlar ve yakinlarina teblig ediyorlar...Iradesi zayif olan bu insanlar Islamla guclenme cabasi icindeler...332 kisi Ramazanda oruc  tutmak icin ismini yazdirmis durumda....Allah icin butun gun yemekten ve icmekten kesilmek mide eksenli yasayan Amerikanin musluman olmayan bireylerini oldukca etkiliyor...


Bir hucrenin yanina yaklasiyorum...Thomas Vile isminde 55 yaslarinda bir mahkum..Thomas aslen katolik beyaz bir Amerikali...Yaklasik bes yil once Islamla sereflenmis...Soran ve sorgulayan akilli bir Amerikali...Katolik algisinin kendisini tatmin etmedigini yillarca katolik olmasina ragmen kiliseye soguk oldugunu belirtmisti..Islami secmede bir hucre arkadasinin samimiyeti ve okudugu Kur’an etkili olmus...Omur boyu mahkum....Hikayesi cok ilginc...Otuz bes yaslarindayken bir bayanla nisanliymis...Birgun bir arkadasi nisanlisinin onu aldattigini soylemis...Once inanmamis ama icine kusku dusmus ve takip etmeye baslamis....Birgun nisanlisini arabada bir erkekle yakalamis ve elinde hazirlamis oldugu silahi nisanlisinin uzerine bosaltmis...Adami ise yaralamis...Evli olmadiklari sadece nisanli olduklari icin hafifletici sebeblerde olmamis ve ikinci derece cinayetten omur boyu mahkumiyet almis...Yillardir icerde sikinti ve depresif bir hayat yasarken Islamla sereflenmis...

Birgun bana, ahiretimi kurtardigim icin mutluyum demisti....Kendisini yetistirmeye calisan bir zat....Yasli bir annesi var onun hidayeti icin dua ediyor.


Bir baska hucreye yakinlastim ve cok okuyan ve kendisini iyi yetistirmis Jamal Scott isimli bir zat...Hucrenin yanina yakinlastim ve elinde Ata Ibni Ebu Raba’nin biyografisini okuyordu...Esari’den cok etkilendigini ve onunla ilgili arastirma yapmak icin kendisine yardimci olmami istedi...Arapca calisan ve Kur’ana anlam verecek kadar Arapca bilen bir zat...On dokuz yaslarinda bir suca karisiyor...Sucu hemen tespit edilemiyor...Bu sure icinde Islamla tanisiyor ve Islami  yasamaya calisiyor...

Iste bu sirada yakalaniyor ve yirmi bir yasinda hapishaneye getiriliyor...Bakiyor ki yillar gecmiyor hapishaneden kacmaya calisiyor...Hapishanenin catisinda yakalaninca dort yil hucre cezasi aliyor...Icerde kendisini yetistirme firsati buluyor....Osmanliyi cok seven ve Turklere sempatisi olan bir zat Jamal Scott....Ismini babasi vermis o siralar babasi da Islami arastiriyormus...Ancak ailede tek musluman su an sadece Jamal...Alti kardesi oldugunu soyledi ve onlarin hidayeti icin dua etmemi istedi...Jamal Kur’an asigi bir kardesimiz....


Allah nurunu tamamlamak istiyor kuskusuz....Insanlar onu agizlariyla sondurmeye calissalarda...Agizlariyla sondurmek yani propagnda, sozlu saldiri, iftira kampanyasi ve buna benzer uygulamalarla...Gazetelere goz atiyorum ve bir baslik...Risale-i Nur Rusyada yasak edildi...Rusya dedigin 15 yil oncesinin super gucu...Koca devlet bir kitaptan niye cekinir? Ben buna sasirmadim...Zira sozun gucu, gucun sozunden tesirli bunu biliyorum.... !9. yuzyilin sonlarinda, Ingiliz Avam Kamarasin’da donemin Somurgeler Bakani   Lord Gladison , Kuran- Kerimi elinde sallayarak yaptigi konusmasinda, “Bu Kur’an muslumanlarin elinde bulundukca biz onlara hakim olamayiz. Turkler’in elinden kitabi almadikca Sark meselesini kesin olarak cozume kavusturamayiz...” sozunu Van valisi Tahir  pasa Bediuzzamana gosterince ,

Bediuzzaman elini sikar ve Kur’an’in sonmez ve sondurulmez bir nur oldugunu tum dunyaya kanitlayacagim der ve iste Risale-i Nurlar bu vesile ile yazilmaya baslar.

Bir hucrenin kenarinda dunyanin obur ucunda ailesinin hic bir ferdi musluman olmadigi halde kendisi musluman olan Kuran’a anlam verecek kadar Arapcasi olan bir zatla hucresinin onunde Imam Esari ve Imam Maturidi konusuyoruz...Bu Rabbim’in bir lutfu degil mi?

Allah’in nurunu agizlariyla sondurmeye calismanin tarihi pratigi insanlik tarihi kadar eskidir. Bu pratik Nuh as kavminden gunumuze kadar ulasir. Nuh’un asi kavminin modern versiyonlari oldugu gibi sefine-i Nuhun aziz yolcularininda modern ornekleri yok degil. Zira isik her yerde...Gunes uflemekle sonmuyor...Bugun bana gelen mektuplarda yedi kisi Kur’an talep ediyordu... Allah nurunu tamamlar bunu biliyorum...Bu onun icin cok kolaydir...

Bilgin Erdogan


http://www.bilginerdogan.info/index.php

25/1/2009

Gün Gelir Nefret Aşk Olur Küfür İse İman



''Onlar bollukta ve darlikta Allah icin harcarlar, öfkelerini yenerler, insanlari affederler. Allah ihsan edenleri sever'' Al-i Imran 3:134

Ramazan'da oruc tutacaklarin listesini tutmak icin hücreleri dolasiyordum. Bir hücrenin yanina yaklastim..Tam arkamdaki hücreden kiyamet gibi bir ses koptu... ''Get out of this country'' - Bas git bu ülkeden'' Öylesine bagiriyordu ki öfkeli nefesini adeta ensemde hissettim...Ramazana katilmak icin bana ismini yazdiran kisi, Ona aldirma dedi...Ama aldirmayacak gibi de degildi...Bir vahsi aslan gibi kükruyordu hücresinde... Adamin hücresine dogru yanastim senin sorunun nedir dedim?Benim sorunum sensin dedi...Peki ben sana ne yaptim ki dedim? Insanlari kandiriyorsun dininden ediyorsun dedi...Tebessüm ettim ama hakaret etmeye devam etti...Sen bu ülkenin insanlarini dininden ediyorsun diyordu...Konusmaya calistigimda kulaklarini tikiyordu...Ilk defa böyle bir olayla karsilasiyordum...Iki seneye yakin bu isi yapiyorum her turlu sorunla karsi karsiya kaldim ama ilk kez bir insan bana bu nedenle hakaret ediyor ve ülkemden cik git diyor... Oradan gecen güvenlik görevlisine bu arkadasi sakinlestirin dedim cünkü duyamiyorum ve isimi yapamiyorum...Görevli bir seyler söyledi ama adam susacak gibi degildi...Hala buradamisin nicin gitmiyorsun dön artik ülkene diyordu...Oysa ki o bölümün belki yarisi müslüman... Adam konusmaya devam edince bu sefer müslümanlar seslerini yükseltmeye basladilar...Tabii ben oradan ayrildim... Ama ayrilirken bir sey ögrendim...Affetmenin ne kadar güc oldugunu...Insanin elinde güc varken bir insani affetmesi gercekten cok güc...O insan beni sokakta görse o öfkeyle sanirim yetmis parcaya bölerdi... Dilim dilim ederdi...Ben ise onunla ilgili sikayette bulunsam ona yemek vermeme gibi cezalar filan vereceklerdi... En son sana dua edecegim dedim ve ayrildim...Arkamdan bagiriyordu senin duana ihtiyacim yok diye...

Sumame bin Usal Mekke'ye ziyarete gelmistir...Etrafinda anli sanli adamlari ile devesinin üstünde dolasmaktadir...Allah resulü yanina yaklasir ve Islama davet eder...Sumame sinirlenir ve der ki ''Sayet benim topraklarimda seni görürsem öldürürüm''

Aradan yillar gecer
Resulullah Medinededir...Medinenin etrafindaki kabilelerden olan Beni Hanife kabilesi hala isyankardir...Bir catisma sirasinda o kabilenin lideri olan Sumame bin Usal yakalanir...Resulullah onu görünce sasirir... Islami ahlaka sahit olmasi icin mescidin ortasina baglanmasini emreder...Günlerce ona orada ikram edilir... Ancak o, Allah resulünü her görüsünde ona hakaret eder...Resulullah ise bu zata ikramda kusur etmeyin der...Kusur etmezler..Aradan günler gecer ve Allah resulu bir gün yine

Sumame'nin yanindadir...
Söyle der ''Ey Sumame! Sayet sen benim yerimde olsaydin ne yapardin?'' Sumame seni öldürürdüm der...Resulullah kimbilir belkide aci bir tebessümle ''O halde hürsün ey Sumame!'' der...Böylece Sumame'nin zincirleri cözülür..Kolundaki zincirler cözülür ve yoluna devam eder... Gider ama gitmesiyle dönmesi bir olur...Megerse artik sadece bilegindeki zincir degil yüregindeki zincirde cözülmüstür... Sana geldim ey nebiler nebisi der ve cöker...Aglamaklidir Sumame...Ve sunlari söylemektedir'' ''Ey Allah'in resulu! Hic kimseden senden nefret ettigim kadar nefret etmiyordum...Ama simdi hic kimse gözümde senin kadar sevgili degil...Hic bir din gözümde senin dinin kadar kötü degildi...Ama simdi en mükemmel din o... Hic bir sehirden senin sehrin kadar nefret etmezdim...Ama simdi o bana gül bahcesi...(Ibn-I Ishak)

Iste Muhammedi ahlak insani böyle dönüstürüyor...O genc sayet dönüsmediyse benim Muhammedi ahlaki tam olarak yansitamadigimdan olacaktir...Ama dua edecegim ona sayet bir gün müslüman olursa kim bilir belkide adini Sumame olarak secer...
Sumame, Mekke'ye ekmek gönderen bir tüccardir ayni zamanda...Islami sectikten sonra kendi dindaslarina zülmeden Mekke'yi protesto etmek icin ekmek satisini keser... Mekke müsrikleri Sumame'ye gelirler...Bana degil Allah resülüna gidin der...Mekke müsrikleri
Allah resuluna gelirler..Ekmeksiz kaldik ya Muhammed derler..Sumame'ye söylesende
ekmek satisini kesmese...Alemlere rahmet olarak gönderilen Allah resulu, derhal ekmek gönderilsin emrini verir... Kendisini topragindan eden Mekkeli müsriklere dahi sefkat ve sevgiyle karsilik vermektedir o yüce insan...

Toprak, yagmur olmazsa yesermiyor...Göz yasi olmadan ise yürek cografyasi corak kaliyor...
Gecelerimiz duasiz kaldigi günlerden beri insanlarimizin vicdani köreldi ve mefluc oldu...
Gündüzlerimizin gece olusu belkide gecelerimizin göz yasi nuruna hasret kalisidir...
Daglarin kizmasi ve kusmasi atesi insanlarin ocaklarina belkide zülme olan sukutun bir hatirlatmasidir...Her firtina tufani belki de insanlarin yüreklerinde ki firtinanin yeryüzünde ki tecellisidir...Kopan her öfke ise bir baska günahin bedeli...

Yagmur duysam icimin göklerinden sesini
Yagarsin taslar bile yemyesil filizlenir
Firtinalar parcalar cirkefin gövdesini
Sel düser ve zülmetin cöplügü temizlenir
 
Bilgin Erdogan 

http://www.bilginerdogan.info/index.php

15/1/2009

Kurban Ibadeti’nin Hikmetleri ve bir Kizilderili mahkum



( Fakat unutmayin ki) onlarin ne etleri Allah’a ulasir, ne de kanlari ; lakin O’na ulasan, yalnizca sizin O’na karsi gosterdiginiz bilinc ve duyarliliktir. Iste bu amacla, onlari sizin yarariniza sunuyoruz ki , size ulasma yolunu , yordamini gosterdigi  (herturlu rahmet) icin O’nun yuceligini saygiyla anasiniz. Oyleyse , o iyilik yapanlari mujdele (Hac 37)

 Kurban bir ibadettir ve her ibadetin hikmeti vardir. Hikmetsiz ibadet, ruhsuz bedene benzer. Kulluk ise ruhu ve cesedi ile bir butundur. Ne cesedi ruha ne de ruhu cesede feda etmek dogru olmaz .Ibadet’in ruhu’nun ihmal edilmemesi gerektigini yukaridaki ayetten de anlasilacagi gibi vahiy israrla  vurgular.O halde, Allaha ulasacak olan kurban ettiginiz hayvanlarin etleri ve kanlari degil onun size kazandirdigi bilinc ve duyarliliktir.

Bu yazida kurbanin uc hikmetini anlatmaya calisacagim ve  Amerikan yerlisi bir mahkumla bunu orneklendirecegim. Kurban’in binlerce hikmetinden birincisi Allah’in el Karib ismini ihsa etmek, ikincisi adamak bilincini bileylemek, ucuncusu ise her varlikta bir sevgi hiyerarsisi oldugunu hatirlamak. Bu uc temel hikmet idrak edilseydi her sey cok farkli olurdu. Insanlik ailesi daha huzurlu ve mutlu olurdu.

Birinci Hikmet: Allah’in el Karib ismini idrak etmek

Birinci hikmet, Allah’in el Karib ismini idrak etmektir. Kurban kelimesi ile Rabbimiz’in isimlerinden el Karib, kelime itibariyla ayni kokten gelir. Arapca, ka-ra-be koklerinden gelen bu kelimeler ozunde yakin olma, yakin kilma anlamlarini tasir.(Mufredat , Isfahani) Akraba ve kurbiyet kelimeleri yine ayni kokten gelirler. Rabbimiz kendisini Kur’an’da el Karib olarak tanitir. Yani O, en yakin olandir. “ Gercek su ki, insani yaratan biziz ve onun ic benliginin ona ne fisildadigini Biz biliriz. Cunku biz ona sah damarindan yakiniz” (Kaf 50:16)

Dolayisiyla,O oyle bir Allah ki sana sah damarindan yakin…Sana senden daha yakin…O oyle bir Allah ki Ondan kacis yok asla…O seninle her an…Sana nefesinden yakin, yureginden yakin, damarlarinda akan kandan yakin…Oyleyse ey Insan ! Sen kendine mukayyet ol…Zira Allah el Karibtir… Ve bize soyle der bu isim : Allah el Karibtir…Oyleyse sozlerini iyi sec…Zira Allah sana dudaklarindan yakin…..Ey insan ! duyduklarina dikkat et zira Allah sana kulaklarindan yakin. Ey insan! hissettiklerine dikkat et zira Allah sana yureginden yakin ve sahip olduklarina dikkat et zira Allah sana senden yakin.

Insani kotuye surukleyen temel sey insanda ki uzak tanri tasavvurudur. Oysa Allah’in kendi zatini hem el Hayy olarak hem de el Karib olarak tanitmasinin bir hikmeti vardir.Ancak gerek kadim Mekke musriklerinde gerek modern dunya da ve gerekse dinler tarihinde cesitli inanc sistemleri hep uzak ve dolayisiyla olu bir tanri inancina sahiptiler. Inandiklari tanri hayata mudahil olmayan ve kimsenin isine karismayan bir tanriydi. Kur’an’da Yunus (10: 31), Zumer (39:38), Ankebut (29 :61) surelerinde gecen ayetler bu gercegin altini cizer.


“ De ki: Size gokten ve yerden kim rizik veriyor? Ya da kulaklara ve gozlere kim malik  ve hakim bulunuyor? Oluden diriyi kim cikariyor, diriden oluyu kim cikariyor? Her isi kim idare ediyor? Allah diyecekler. De ki: Oyle ise sakinmiyormusunuz? “  (Yunus 10:31)
“Andolsunki onlara: Gokleri ve yeri kim yaratti diye sorsan, elbette  “ Allahtir” derler. Deki oyleyse soylermisiniz? Sayet Allah size zarar vermek istese Allahi birakipta taptiklariniz, onun verdigi zarari giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onu onleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter, Tevekkul edenler, ancak Ona guvenip dayanirlar  ( Zumer: 39:38)
“Onlara sorsan: Gokleri ve yeri kim yaratti? Onlar(musrikler) Allah diyecekler. Nasilda sapiyorlar?” (Ankebut 29:61)


Oysa vahyin tanittigi Allah oncelikle el Hayy olan ve oyle oldugu icin el Karib olandir. O, acziyetten , muhtaciyetten ve kusurdan uzak olandir Zira o her turlu eksiklikten munezzeh ve muberra olandir … O , her seyden mualla ve mucella olandir… O, ne eski Misir medeniyeti’nin kutsadigi Apis okuzu, ne Mecusi mitolojideki olumlu Zurvan tanrisi, ne eski Turklerin Saman mitolojisindeki kurt, ne japon sintoizmindeki gunes, ne Hint inancinda ki tabiat Ilahi olan Indra veya isik tanrisi olan Mitra…O hic bir olumluye benzemeyen zira O el Hayy olan…O mitolojinin acziyet atfettikleri bir tanri degil asla…


Eski Yunan mitolojisinde ,Hermes, tanridir ama ayni zamanda hirsizdir veya Afrodit tanricadir ama bir bagiyedir…El Hayy olan Allah ise hic bir olumluye benzemez… Dinler tarihi insanligin olumluye tapinma misalleriyle doludur. Eski Misir tanrisi okuz, Mezopatamya tanrisi, aslan, Babil tanrisi, yilan veya ejderha, Asurlular’in tanrisi, kaplumbaga, ve eski Turkler’in pagani ise kurttu…En eski ilkel inanclardan olan Animizmde ise olen ecdadin ruhuna tapinma esasi vardi…Her varligin ruhu vardir diyerek varliga tapinma cok eskilere kadar dayanir.


Bu insanlarin  boyle seylere tapinmalarinda ki psikoloji ,  carpik bir hulul inanci idi…Bu insanlar aslinda kaplumbaga veya inegin ya da yilanin kendilerini yaratmadigini biliyorlardi ancak yaratici kudretin bu varliklara hulul ettigine yani icine girdigine inaniyorlardi…Hulul inanci, tevhidin onundeki en buyuk belalardan biridir…Bu bela, hastalik olarak malesef eski mitoljik anlatimlardan Hristiyanliga da bulasmistir… Hristiyanlikta ki teslis inanci bu hastaligin ta kendisidir…


Frikyalilar’da ana tanrica Kibele’dir ve onun oglu Attis’tir…Attis, olunce  tanrica Kibele cok uzulur ve aglayarak onu aramaya baslar…Oyle olunca , Attis bir genc tanri olarak dirilir . Bu olay Mart ayinda gerceklesir…Bu  olay, bitkilerin tekrar dirilisni de sembolize eder… Dolayisiyla olen ve sonra dirilen bir tanri ornegini eski Frikya medeniyetinde gormek mumkundur


Misir mitoljisine baktigimiz zaman orada da Izis, Oziris ve Horus efsanesini gormekteyiz. Bu efsaneye gore ise Oziris oluler ilahi olarak diger aleme gitmistir…
Oziris tipki Hz Isa gibi arkasindan goz yasi dokulen bir ilah olmustur. Izise gelince o oglu Horusle birlikte anne sefkatini en eski sekilde sembolize etmis ve bu haliyle Misirda ragbet gormustur.Bu daha sonra Akdeniz ulkelerine daha sonrada Hristiyanliga aynen gecmistir. (Mukayeseli Dinler Tarihi, syf  :89)

Olebilen bir tanri ayni zamanda uzak olabilen tanridir. Dolayisiyla insanoglunun vahset irtikap etmesindeki temel psikoloji uzak tanri tasavvurudur. Donald Biauruce isimli elli bes yaslarinda Amerikan yerlisi(Kizilderili) bir mahkumla konusuyorum islahevinde... Tam ikiyuz altmisyedi yil mahkumiyeti var. Kendisi yirmi sekiz yasindan beri demir parmakliklarin arkasinda. Zamaninda polislerle catismis ve bir kac beyaz adam oldurmus kendi ifadesiyle ve onun icin icerde…Tabii Amerika’ninda soykirim tarihinde Kizilderilileri nasil yok ettigini de hatirlamak ve hatirlatmak lazim yeri gelmisken. Peki bunlar neden kaynaklaniyor ? El cevap : Uzak tanri tasavvuru Vayhin dini olan Islam, Allahi sah damarindan yakin tanitiyor ki kisi Allah’tan bir an bagimsiz olmasin. Sayet Allahi sah damarimizdan daha yakin hissetseydik hangi gunahi irtikap edebilirdik.

Ikinci Hikmet : Adamak bilinci ve Senin Ismailin kim sorusu

Kurban’in ikinci hikmeti ise insana adama bilincini vermesidir. Zira Ibrahim ve Ismail kissasi bu anlamda tekrar gozden gecirilmelidir.  Saffat suresinde Rabbimiz soyle der :
“ (Ve soyle yalvardi:) “Ey Rabbim! Bana durust ve erdemli (olacak bir erkek cocuk) bagisla!”
Bunun uzerine ona(kendisi gibi) yumusak huylu bir erkek cocuk mujdeledik. Ve (birgun cocuk, babasinin ) tutum ve davranislarini anlayip paylasacak olgunluga eristiginde babasi soyle dedi: “Ey yavrucugum! Ruyamda seni kurban ettigimi gordum:bir dusun ne dersin?”
(Ismail) “Ey babacigim” dedi: “sana emredilen neyse onu yap: Insallah beni sikintiya gogus gerenlerden bulacaksin!” Fakat ikisi Allah’in emri (olarak gordukleri)ne kendilerini teslim edince ve (Ibrahim) onu yuzustu yatirinca kendisine seslendik: “Ey Ibrahim! sen simdiden o ruya(nin) amacini yerine getirmis oldun! Iste iyilik yapanlari Biz boyle odullendiririz: cunku bu apacik bir sinama idi.”(Saffat 37:100-107)
Kissa ile takas , makas, kisas  kelimeleri ayni kokten gelir. Bunun anlami bir seyi dengiyle kiyas etmektir. Vahiy sen Ibrahimsin diyor ve oyleyse sen kurban etmeden once Ismailini bulacaksin ey cagin Ibrahimi! Kimdir senin Ismailin?Oglun mu, kizin mi, esin mi, arkadasin mi, annen mi, baban mi, yoksa atan mi? Servetin mi, sohretin mi, benligin mi, yoksa sehvetin mi? Senin Ismailin kim? Sen once onu bulacaksin…


Ihtiraslarin mi, arzularin mi, tutkularin mi, kariyerin mi, planlarin mi, duslerin mi, yoksa seni cepecevre kusatan  askin mi? Kim senin Ismailin ? Sen once onu bulacaksin sonra cananindan vazgecebilmenin sirrini tadacaksin. Ama sen once cananini bulacaksin. Ismail, Leyladir kimi dem sen Mecnunsan eger , Keremdir o sen Asliysan eger ? Ferhattir o kimi dem…Ama sen Ismailini bulacaksin…Nedir daglari deldirten , colleri astiran, okyanuslara meydan okuyan tutku yureginde? Uykularini kacirandir senin Ismailin aslinda…

Ibrahimin Ismaili oglu idi…O, onun cananiydi peki ya senin ki kim? Nedir yureginde Allaha rakip olan sevgi ? Kimdir senin Ismailin ?  Koc mu , deve mi, araba mi, ev mi ? Kimdir Ismailin senin ? En cok arzuladigin, kavusmak icin ruyasini gordugun , meftun oldugun, mecbur oldugun, olmazsa olmaz varsaydigin, onun icin yasadigin, hayatinin omurgasina oturttugun nedir o? Iste o senin Ismailin ey cagin Ibrahimi ? Kocu keserken onu hatirlayacaksin.

“Ilah” Arapca sayet h-v-l kokunden geliyorsa cok korkuldugu icin kendisine kulluk edilen sey demek. Eger, e-l-h kokunden geliyorsa cok sevildigi icin kendisine kulluk edilen anlamindadir.
Dolayisiyla “Ilah” cok sevildigi icin ve cok korkuldugu icin kendisine kulluk edilen sey demek.
Demek ki tevhidin onun de iki temel engel var. Korku ve Sevgi. Iste bu iki temel engel muslumanin iki temel bayrami olan Ramazan ve Kurban da asiliyor. Bunu daha iyi anlamak icin su iki soruyu kendimize sormaliyiz ? Insan en cok neden korkar ve insan en cok neyi sever? Insan en cok canini kaybetmekten ondan feragat etmekten korkar. Iste onun icin Ramazan can sinavini gecmek, Kurban ise canan sinavini asmaktir. Ibrahim tek basina bir ummet idi ve o doruklarda yasadi bu imtihanlari. Once atese atilma tehdidi ile karsi karsiya kaldi ve asti can sinavini sonra oglunu kesme emriyle canan sinavini yasadi iliklerine kadar.

Her Ibrahim yasar bunu …Anadolu, Ibrahim yurekli anneler sayesinde kurtuldu. Bu konuda Yozgat’in Sorgun ilcesinden Anadolu mudafaasina gonderilen Kinali Murat onemli bir misaldir. Murat’in niye basi kinaliydi cunku annesi onu Ismail olsun diye gondermisti cepheye. Soyle diyordu mektubunda “Bizde iki seyi kinalarlar oglum… Bir kurbanlik koclari bir de cepheye gonderilen askeri” Anadolu’nun iliklerine kadar islemis Ibrahim ve Ismail kissasi demek ki…

Bunun Islami terminolojide ki karsiligi ISAR’dir….Isar, baskalari icin yasayabilmek ve bu ugurda canindan  ve cananindan vazgecebilmek demektir. Vahyin vurguladigi gibi “ De ki ibadetim ve adayisim, olumum ve yasayisim alemlerin Rabbi Allaha olsun” (Enam 6:162) Insanlari esref-i mahlukat yapan ve hayati yasanabilir kilan budur. Dunyevi ve uhrevi sIkintilardan kurtulabilmenin yolu ise ancak isar duygusudur. Mustafa Islamoglu, “Adayis Risalesi” isimli eserinde “Adamak ve adanmak , harcamak ve harcanmanin ziddidir “ diyerek bunu en veciz sekilde ifadelendirmistir. Ne ki adadiniz onu siz harcamadiniz, ne zaman ki adandiniz o dem harcanmadiniz demektir bu. O halde insanin tukenmemesi icin adanmasi, tuketmemesi icin adamasi gerekir. Bu anlamda Ramazan adanmayi ve kurban adamayi ogretir bize.


Ummet bilincine tekrar ulasabilmek icin Said Nursi’nin “Ihlas Risalesi “ isimli eserinde degindigi TEFANI kavraminin alti cizilmelidir. Tefani, kardesin kardeste fani olmasi yani onun icin her seyi verebilmesidir. Huzeyfe (ra) anlatiyor.  Sefer sonrasi ve yaralilar yerde…O, amcaogluna bakiyor acaba nerde diye…Bir ses duyuyor ta otelerde…Su su ! diye inliyor amcasinin oglu…Kosuyor verebilmek icin matarasindaki suyu…Tam uzatiyor ki bir baska sahabi…Su diyor ve inliyor…Amcasinin oglu kapatiyor agzini ve diyor ki kardesime ver…Sonra kosuyor Huzeyfe ona dogru…Mevsim yaz, aylardan Temmuz…Tam ona verecek ki o anda baska ses yandim Allah bir damla su diyor… Kapiyor agzini ve git kardesime ver diyor cansiz bir sesle…Huzeyfe kosuyor kosmasina ama o Hakkin rahmetine kavusmus coktan…Ardindan kosuyor digerine vermek icin ama o da Hakkin rahmetine ulasmis coktan…Huzeyfe,bakiyor matarasina ve dolu hala.. Kosuyor amcaogluna ulastirmak icin suyu ama o da colun damarina kan veren sehitlerden olmus o an… Iste Tefani veya Isar veya adama  duygusundan bir tablo.

Baskalari icin yasama duygusunun altini cizen ahlakci filozoflarda olmus. Bu isimlerden en onemlisi Richard Cumberland isimli bir rahiptir. Hobbes’un egoist (bencil) hayat felsefesine karsi Altruist bir ahlak anlayisini savundu. Cumberland der ki, insanda baskasi icinci duygular vardir. Evrenin dili bunu soyler ve evrendeki yasalar bunun geregidir. Bu felsefenin terminolojide ki karsiligi ise Altruismdir.

Ucuncu Hikmet : Varlikta Sevgi Hiyerarsini Yerli yerine koymak


Kurban’in hikmetlerinden birisi ise sevgi hiyerarsisini yerli yerine koymaktir. Dolayisiyla “Muhabbetullah-Allah sevgisi” tabiati geregi en yukarda olmalidir. Zira sevgiyi sevgiyle yaratan Allah sevilmeye en layik olandir. Birseyi Allahtan daha fazla sevmeye kalkmak ise ancak insanin husranini arttirir. Kur’an soyle der  Tevbe suresinde:
“Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.” (Tevbe 9:24)
Eger yuregin merkezine Allah sevgisi yerlesmezse o vakit insan, Allah’in cekim alanindan cikar ve varligin cekim alaninda kendini kaybedenlerden olur. Vahyin anlattigi gibi Kabil once Rabbine sahte sunaklar sunarak Allah ile olan iletisimini bozmus sonra insanla iletsimi bozulmus ve kardes katili olmustur. Insanla iletsimi bozulunca varlikla iletisimi bozulmus, bir karga kadar dahi olamamis ve topraga yabancilasmistir. Demek ki Allaha yabancilasan insana, insana yabancilasan varliga yabancilasir.

Kurban’in hikmetlerinden biri ise insani esyaya feda etmemektir. Insan Allah icin ve hersey insan icindir.Dolayisiyla Rab Ismail yerine bir koc’un kesilmesini emretmistir. Nicin insan Ismail degilde onun yerine bir koc ? Zira burda Rabbimiz insan sevgisini hayvan sevgisinden ustun tutmamak gerektigini bize talim ettirmektedir. Dolayisiyla insan sevgisi, hayvan sevgisinin onune gecirilmemelidir..Zira tarih sahittir ki hayvanlara olan asiri muhabbet onlarin putlasmasina sebep olabilmektedir.

Insanoglunun zaman cizgisindeki hareketinde insan hep bir seye tapinmak istemistir. Tum pagan toplumlarinda totemlerin cogunu hayvanlar olusturur.Daha once de hatirlattigimiz gibi bir seye Ilahlik atfi iki seyden kaynaklanir. Birincisi asiri muhabbet, ikincisi asiri korku. Insanoglu sevgi ve korku durtuleri dolayisiyla kendisine baska seyleri Ilah edinmistir. Allahtan baska Ilah olmadigi Ilahi ogretisine dayanan tevhid dini Islam ise her firsatta yeryuzundeki her seyin  insanin ermine amade kilindigina vurgu yapar. Yapar ki insanlik , Allah’in cekim alanindan cikip varligin icinde kendisine baska Ilahlar bulmasin.

Mitolojiye baktigimiz zaman cogunlukla hayvanlarin totem olduklarini gorursunuz. Nuh suresinde , yirmi dorduncu ayetinde gecen bes puttan ucunun hayvan oldugu hatirlanmasi gereken noktadir. Yes’us, aslan ,Ye’uk , at ve Nesr , kartal olarak bilinir. Bilindigi gibi , mitoloji yilanlara, aslanlara, kartallara, ineklere tapan pagan toplumlarinin ornekleriyle doludur. Kadim Misir toplumu Apis okuzune tapiyorlardi. Bu hayvan,  kutsal kabul edildiginden onlarin  her hareketi Firavunun atadigi rahiplerce gozlemleniyordu. Rahipler, ineklerin hareketlerinden yola cikarak tefsir yapiyorlar ve Misir’in o yil savasa gidip gitmeyecegine karar veriyorlardi. Iste bu traji-komik olayin arkasinda sevgi hiyerarsini yerli yerine koyamamak vardi.

Amerikan yerlisi (Kizilderili) mahkum Donald Biaruce dort cocuk babasi ayni zamanda. Kendisiyle bir saate yakin konusmam oldu. Hayat hikayesini dinledim…Donald’in Kizilderili dilinde “Kurt” anlamina gelen birde geleneksel ismi var. Kendisine en cok disarda neyi ozledigini sordum. Kendisi yaklasik otuz senedir icerde. Bana verdigi cevap kafamda bazi seylerin oturmasina sebep oldu. Zira cevaben kopegim dedi. Yillar once olmus kopegini ozledigini sayet ozgur olsaydi o kopegine benzeyen bir kopek satin alip onunla vakit harcayacagini soyledi. Cocuklarini sevmiyormusun soruma ise onlari cok sevdigini ancak onlarin gozunde olmus olan kopegi kadar olmadigini soylemesi oldukca ilgincti…Sevgi hiyerarsini yerli yerine oturtamamak ne kadar da aci…Sevgiyi yerli yerine koyamadigimiz ve neyi ne kadar sevecegimiz sasirdigimiz bir dunyada yasiyoruz.

Mikro-evren insan orneginden , macro-insan dunya misaline donecek olursak yine durum cok farkli degil. BM verilerine gore her yil su kirliliginden veya suya bagli nedenlerden dolayi olen cocuk sayisi uc milyon civari. Bu sorunu cozmek icin dunya genelinde bu projelere ayrilan pay toplam sekiz milyar dolar. Buna ragmen, Avrupa’da ev hayvanlarinin mama satislarinin yillik cirosu ise 17 milyar dolar….Avrupali’nin kopek mamasi icin harcadigi para, su yatirimina  donusse, suya bagli sebeplerden dolayi olen uc milyon insanin hayati kurtulacak. (Islamoglu, Hayatin Yeniden Insasi Icin)

Kurban ibadeti insana uc gercegi ogretir. Bunlar, oncelikle Allah’in el Karib olmasi ve Ondan bagimsiz olamayacagimiz gercegidir. Sayet bunu idrak edebilseydi dunya hangi zalim hukumdar olabbilirdi aleme…Ikici hikmeti ise canan imtihanindan gecebilme bilincimizi tazelemesidir. Allah icin verebilme bilincini insa etmesidir. Dolayisyla isar duygusu ile dunyayi daha yasanabilir kilmaktir. Ucuncu hikmeti ise sevgi hiyerarsisini yerli yerine koyabilmektir.
Sevgiyi sevgiyle yaratan Allah sevilmeye en layik olandir ve O Allah yeryuzunde her seyi insanin emrine musahhar kilmistir ki insan onlara tapinmasin ve onlari kullanarak Rabbine sukretsin.Insan Allah icin olsun,  varlik insana musahhar oldugu icin.


Kaynakca

Isfahani, Ragib, Mufredat, ter: Abdulbaki Gunes-Mehmet Yolcu Cira Yayinlari , Istanbul

Kahraman, Ahmet, Mukayeseli Dinler Tarihi, Marifet Yayinlari, Istanbul

Schimmel, Annamarie, Dinler Tarihine Giris, Kirkambar Yayinlari, Istanbul

Islamoglu, Mustafa, Hayatin Yeniden Insasi Icin, Denge Yayinlari, Istanbul

Nursi, Said, Lemalar, Yeni Asya Nesriyat, Istanbul

Eliacik, Ihsan, Islam’in Yenilikcileri Cilt II, Soylem Yayinlari, Istanbul

Islamoglu, Mustafa, Yeni Safak Gazetesi, Kurban:Varlik Hiyerarsisi Talimi,

Bilgin Erdogan

12/1/2009

Zindandaki yürek ihtilallerinden kesitler


Agustos böceklerinin pes perdeden senfoni sunduklari bir Agustos gecesi...Kimileri bir Agustos böcegi kadar dahi mutlu degil...Öyle ya daracik hücresinde ömür boyu hapse mahkum hayatinda bir kere bir böcek kadar özgür olamamissa nasil mutlu olabilsin?

17 yasinda islemis oldugu suctan dolayi yillarini daracik hücresinde demir parmakliklar arkasinda gecirmek zorunda kalan onlarca mahkumu dolastim bugün...
RHU yani hücre ziyareti...Ama Islam öyle bir recete ki o daracik mekanda dahi mahkumlara deva olmus...
Müslümanlarin icinde ki huzuru yüzlerinden anliyorsunuz...Sayet amel eden bir müslumansa yani akidesini ciddiye aliyorsa gercekten böyle kimselerin icinde ki sukunu gecmisinde adam öldürmekle sabikali dahi olsa hissediyorsunuz...Yani söyle bir soru makul bir sorudur:Akidesini ciddiye alan bir adamin hapishanede olmasini anladikta hücrede ne isi olabilir? Bu sorunun cevabina gecmeden gecen ziyaretlerimde bana yeni müsluman olmus
bir mahkumun sorusunu hatirlatayim...Hücresinin önüne gelmistim ve halini hatrini sorduktan sonra bana bir sorusu oldu...Dedi ki ben yedi aydir müslümanim...Islamla sereflenmekten dolayi cok mutluyum...Simdi bes vakit namaza basladim...Sureleri ezberliyorum...Hücreden cikinca derslerine katilacagim...Ama okudugum namaz kitabinda bir de teheccüt namazindan bahsediliyor...Sen kavramlari iyi acikliyorsun teheccüt kavrami hangi etimoljik kökten geliyor ve bir de teheccüt namazi nasil kilabilirim? Bu soruyu sordugunda icimden haykirmak geldi...

Yüregimin dudaklariyla Allahuekber dedim...Rabbim sen ne büyüksün...Islam ne büyük bir recete...Ben bir önceki gecesinde teheccüt namazi kilmamis biri olarak utandim...Güya onlara davet maksadiyla oradaydim...Ama utandigimada sükrettim cünkü utanmayanlarin hatta utanamayanlarin varoldugu bir dunyada yasadigiminda farkindaydim...Iste böyle umut ve korku dengesi icinde oradan ayrilmistim...

Bugün ise mahkumlardan birisi hayatta herkes beni terketti...Esim ve cocuklarim benimle ilgiyi kesti onlardan uzun süredir haber alamiyorum..Ama benimle ilgisini kesmeyen tek kisi annem...Beni cok seviyor ama müslüman olmamdan razi degil..Beni döndürmeye calisiyor cünkü cok samimi bir Hristiyan bende karar aldim onunla görüsmyecegim bundan böyle...

Ama gecenlerde Kur'an okurken anne-babaya saygidan bahseden bir ayeti okudum...
Sence annemle ilgiyi kesmem dogrumu?
Diye bir soru sordu...
Bu soruya nasil cevap verilir?
Aslinda beni soru degil, kisinin durusu cok etkiledi dogrusu...

Hayatta ki tek dayanagi olan annesini dahi Allah icin terketmeye hazir olan bir kisinin yüregindeki nasil bir teslimiyetti...

Kisaca annenizin anne olarak sevmelisiniz ama onun inancindan nefret etmelisiniz, ona anne olarak saygi duymali ama inancini bir hastalik olarak degerlendirmeli ve ona yardim baglaminda elinizden gelen her seyi yapmalisiniz dedim...Ama unutmamalisin ki hidayet Allahtandir...Unutma Ebu Talip hayatinin sonuna kadar Allah rasulunun yanindaydi...
Ama son nefesinde dahi Allah rasunun nubuvvetini tasdik etmedi...Tüm bunlara ragmen ne o Allah rasulunu terketti nede Allah rasulu onu...Mus'ab bin Umeyr'den ve asr-I saadetten bir kac örnek verek oradan ayrildim...

Islam öyle bir nur ki insana kara zindanda dahi isik oluyor...

Ibn-I Teymiye söyle der: Düsmanlarim bana ne yapabilir ki?
Ben cennetimi yüregimde tasiyorum...
Beni öldürseler
Ölümüm sehadet, sürgün etseler sürülmem hicret zindana atsalar zindanim halvet olur..
Bana düsmanlarim ne yapabilir ki?

Öyle ya yüreginde imani olan bir kimse zindanda dahi mutlu olmayi basarabiliyor ya saraylarda ki huzursuz ve mutsuz tiplere ne demeli?
4 Agustos 2005


Bilgin Erdogan

Bağlantılarım

   
Blogcu ile yapıldı

tefsir