13/2/2009
Rüya ve Kabus

Ruya hayatin bir baska boyutu...
Uyku ölümün kücük kardesi, ruya ise hasirden bir kesit belki de...
Bir cennet penceresi ruya...Cehennemden degil asla...
Cehennemden pencere olana kabus demisler...
Ruya huzurdan bir kesit, kabus dehsetten bir parca...
Ruya melekler makami, kabus zebaniler mekani...
Nasil yasarsaniz öyle hasrolursunuz diyor Allah resulu...
Hayatini kabus yapanin istikbali de farkli olmaz demek ki...Bugunu cehennem olanin
yarin ki cennet vaadine kimsenin inanamayacagi gibi...
Dünyada zebani kesilenin dostlari cennet melekleri degil cehennem zebanileri olacak kuskusuz... Aci cektirmenin sanatini ögretecekler orada.... O is böyle yapilirdi sen beceremedin diyecekler belki de...Cennet en güzel ruya, cehennem en büyük kabus...
Ruya deyince aklima melekler gelir... Aslinda meleke haline gelmis güzel huylar
insani meleklestiren seylerdir...Meleke haline gelen kötü huylar ise insani seytanilestirir...
Dolayisiyla meleklesme ve seytanlasma egilimi insan iradesiyle dogrudan ilgili...
Ruya, meleke haline gelen güzel huylarin ruh sinemasindaki yansimasi, kabus ise tam tersi...
O halde düsünmeliyiz acaba meleke haline getirdigimiz iyi huylarimiz mi yoksa meleke haline dönüstürdügümüz kötü huylarimiz mi daha dominant hayatimizda?
Seytan rolünü mu yoksa melek rölünü mü oynuyoruz dünya isimli sahnede...
Izdirap vermenin mi yoksa mutlu etmenin mi sanatini ögreniyoruz hayat isimli uzun mektepte...
Korkutan ve ürküten veya biktiran ve dehset veren bir kabus muyuz yoksa mujdeleyen ve ask veren, sonsuzlugun saadetini kulaklardan yüreklere fisildayan tatli bir ruya miyiz baskalari icin?
Hayatimizin omurgasina oturttugumuz faydali olmak mi yoksa faydalanmak mi?
Sömüren tüketici bir sinek mi yoksa hizmet veren üretici bir ari miyiz toplumsal hayatta
karsimiza cikan süreli veya sürekli fertler icin?
Hayati ruya gibi yasamak icin ulvi hedefleri olmali insanin...Maddesinin enkazi altinda kalmamali mesela...
Ruhun derece-i hayatina yükselmeli... Günesin üzerine dogmali günes dogmazdan önce...Islanmali seccadesi bazen göz yaslarindan incilerle...
Sevilen ve sevindiren olmali cemiyetinde...
Acilmali ötelere ve anlatmali yasadiklarini tek tek...
Devrim yapmali köhnemis yüreklerde, baslayarak önce kendi gönlünden...
Ruya gibi yasayan yigitleri model almali ve o gerilimi yakalamali icinde...
Ruya gibi yasayan bir Mus'ab olmali...Ruya gibi yasayan bir Ebu zer belki de...
Sumeyye, Ummu Haram veya Fatima...Ibrahim, Musa, Zekeriya yada Yahya...
Insanligin yüz aki son nebi gibi bir kizil elmasi olmali insanin...
Hayati bir de kabusa donusturmek mumkun...Karabasan gibi sizi mefluc eden dunyanin
enkazi altinda kalmak... Dünyevi ihtiraslarin kölesi olmak...
Esyanin cekim alaninda bogulmak...Vicdana ve izana kör olmak...
Cemiyet hayatinda sevmeyen ve izdirap cekmeyen ama aci veren olmak...
Bir Ebu Lehep olmak mesela...Ebedi lanete maruz kalan Ebu Lehep olmak...
Umeyye bin Halef olmak veya Utbe, Seybe mesela...
Tüm sömüren baronlar gibi...Tüm tarihi ve cagdas Firavunlar gibi...
Insan hayatini kabusa ceviren tüm mustekbirler misali...
Hayatini kabus gibi yasayanin sadece gecesi degil istikbali de kabusa donecektir...
Zulm ile abad edenin akibetinin berbat olacagi gibi...
Bana kalirsa ruya gibi yasamasi lazim insanin ömrünü...
Ruya gibi yasayanlari model alarak tabii...
Ruya cennetten bir kesit, kabus cehennemden bir parca...
Bilgin Erdogan
http://www.bilginerdogan.info/index.php

Konu: merhaba
arkadasim allah kimseyi dogru yolsan dogruluktan dürüstlükten ayirmasin sevgiyle kal
Bağlantı »