
" Ve simdi siz bu söze mi (Kur'an a) hayret ediyorsunuz. Gülüyorsunuz da aglamiyorsunuz. Ve gaflet icin de oyalaniyor, baskaldiriyorsunuz. O halde Allaha secde edin ve kulluk edin"( Necm 53: 59-62)
" O'dur güldüren ve aglatan O'dur öldüren ve yasatan" ( Necm 53: 44)
"Onlara gök de yer de aglamadi onlara mühlet de verilmedi" ( Duhan 44:29)
Kuran öyle bir hitap ki onu tarif adeta imkansiz...
Yeryüzündeki tüm yetimlerin ve masumlarin hatta her dogan bebegin gözyasi mürekkep olsa onu kaleme almak yine imkansiz...
Denizler mürekkep olsa demedim cünkü ben bir yetimin gözyasinin binlerce denize bedel olduguna ve bir masumun hickiriginin binlerce tufana es olduguna inanirim...
Bir masumun hickiriginin binler tufana bedel olmasi....
Hatirlayin ki bazi ümmetleri mucizeler ikna edemedi...
Tufan hizaya getiremedi...Denizler yarildi ama Firavunlarin inadi ve küfrü kirilmadi...
Ama göz yaslari bu ümmetin kaderini degistirmisti...
Gökteki, yerdeki ve denizdeki tufan degil gönüllerden ve yüreklerden
Allah icin dökülen göz yaslari ikna etmisti insanlari....
Ruha deva olan iksir ancak göz yaslaridir...Göz yasi yüreklerdeki cirkef camurunu temizler...
Allah rahmetinin semadan göze inmesidir gözyasi...Yagmur topragi besleyen bir rahmettir, göz yasi ise özü toprak olan insani...
Yagmursuz toprak kurur,catlar ve biter...
Gözyasindan bagimsiz gönüllerin akibetide farkli olmaz...
Göz yasi temiz olmanin ve masum olmanin belgesidir...Onun icin bütün bebekler aglar, onun icin tüm bebekler temiz ve masumdur...
Göz yasi, idrakin ve bilginin bir alametidir...Kahkaha ise tam tersi...
Bundan dolayidir ki handan bir medeniyetin cocuklari nadan olur, ruhsuz ve duygusuz olur...
Gönül medeniyetinin insanlarinin ise gözü yaslidir...
Sözlerinde idrak ve empati, özlerinde ise nezafet ve sempati vardir...
Iste onlar askin bilgiye sahip nebiler nebisine kulak verirler: "Benim bildigimi bilseydiniz az güler cok aglardiniz" Onun icin göz yasi medeniyetinin cocuklari az güler cok aglarlar...Cünkü onlar ötelerden gelen bu tavsiyenin mahiyetini iyi bilirler...
Göz yasi medeniyetinin cocuklari aglayan bir imamin arkasinda saf tutarlar...
Bilirler ki imam cemaate anne gibi olandir ümmet ise toplumlara annelik yapan...Yani onlarin akibetinden endise duyan ve aglayan...Aglayip gecelerin koynuna göz yaslarini salan...Aglayip cigerlerini daglayan...Aglayip dualarini bir güvercin gibi semaya ucuran... Ne olacak su insanligin hali diyen...Insanlik tarihinin su uzun yolculugunda bir trafik kazasi olan su modern dünyanin kazazede insanlarina yardima kosan...
Göz yasi medeniyetinin cocuklari bilirler ki, peygamberleri aglayan bir nebi ,kitaplari, aglatan bir kitaptir. Cünkü idrak aglatir cehalet güldürür...
Gülmek sorumsuzluk aglamak ise emanetin bilincinde olmaktir....
Aglamayan anne varmidir? Oglunu askere gönderirken veya kizini gelin ederken?
Ya kizi gurbete gelin gitmis veya oglu sehit olmussa...Iste o zaman feryat ve figan eder anne...Ümmetin annesi olan imam da aglar hatta bazen feryat eder, figan eder hatta bazen bayilir kalir kürsünün basinda anlatirken Rabbini... ve cemaatini
aglatir ...Onun aglamasi ümmetin ahvali ile ilgilidir cogu kez...O, gelin olan kizlara degil isgal altidaki Islam topraklarina aglar cogu kez...Isgal edilmis yürekler ve ipotek altina alinmis sahsiyetler onun feryadini arttirir...
Bir anne, evladinin hayati icin göz yasi döker cogu kez imam ise kardeslerinin ebedi istikbalini düsünür, düsündükce aglar ve agladikca düsünür...
Böyle bir dünyada kim aglar, kim aglamaz? Aglayani aglamayandan ayiran sadece göz yasi mi? Elbette göz yasi...
Peki ama bu göz yasi daha neleri ayiriyor ve kimleri ayristiriyor...Özneleri ve nesneleri...Cemaatleri ve cemadati...Medeniyetin kendisini ve mimsiz olanini....
Tarihi yasayanlari ve tarihte yasayanlari...ve daha kimleri..
Nuhu ve oglu Kenani...Ibrahim ve babasi Azeri...Yakup ve ogullarini...Yusuf ve kardeslerini...Hak nebi ve Ebu Lehebi...Göz yasi öyle bir furkan ki bakin kimleri ve neleri ayiriyor...Cicekle hallesen, cicege benzin neden sararmis diye soran Yunusu, ve insanlari sinek gibi acimasizca öldüren Hasan Sabbahi...Göz yasi, sehit annelerini ve bebek katillerini ayirir, yasamis olan tarih boyunca...Tarihin tüm zalim ve mustekbir Firavunlarini ve bütün Musa annelerini...Masumlari ve zalimleri...Filistinli, Bosnali ve daha nice yerli anneleri ve isgalci devletleri...
Göz yasi furkandir cünkü göz yasi vicdandir. Tabii o gözün sahibi timsah degilse... Göz yasi , vicdanin alamet-i farikasidir...
Istikamet isimli yolumuzda bizi yolun basindan uyaran vahiy, bizi yolun icinden uyaran ise vicdandir Hak nebinin diliyle...Adeta vicdan icimizde ki nebi, nebi disimizda ki vicdan...Dismizda ki vicdanin gözü hep yasliydi...Bir gün bir bakimsiz deve gördü onu...Deve yaklasti ve gözünden sicim gibi yas döküldü yasli devenin...Sanki bilmisti onun alemlere rahmet oldugunu...O anda göz yaslarini tutamadi efendiler efendisi agladi ve deve sahibini uyardi... Vallahi dedi dergah-i nezdi ehadiyette hesabini veremezsin bu deveye bakmazsan...Nebiler nebisini zayif ve bakimsiz birakilmis bir deve derinden sarsmisti...
Boynu bükük bir devenin disimizdaki vicdan olan nebi de yankisi bir göz yasi tufaniydi, katila katila aglamakti...Ya peki icimizdeki vicdanda boynu bükük insanligin yankisi ne olmaliydi? Yavrusuna onluk alamayan boynu bükük babayi ya da pazarda yumurta satarken talebesini gören mahcup muallimi veya bebegini cami önüne biraktiktan sonra cinnet gecirip intihar eden anneyi görseydi acaba disimizda ki vicdan dedigim resulullah aglamazmiydi?Aglardi, aglamisti ve belkide hala agliyor ama ya icimizdeki vicdan? Gülüyorsunuz da aglamiyorsunuz diyor ya Kur'an...
Evet , insanlik isimli ipek mendil ayaklar altinda pas pas olmus, ve biz onu paspas edenlere sadece gülüyoruz...Onurumuz zedelenmis, sahsiyet bayragimiz paramparca edilmis biz hala gülmekteyiz...
Topraklar isgal edilmis, bacilar igfal edilmis, küresel eskiya dünyaya hükümdar olmus, biz hala gülmekteyiz....Alemlerin efendisine col bedevisi, Kur'an'a cöl yasasi denerek en kutsal degerlerimize hakaret edilmis, ve en kutsi haklarimiz isgal edilmis biz hala gülmekteyiz...
Sairin diliyle "Agliyamiyorsun madem bari gülmekten utan" makamina o kadar uzak kalmisiz ki gülmekten utanmayi hayalimize bile getiremiyoruz...
Bizler göz yasi medeniyetinin cocuklariydik, bizim peygamberimizin gözü yasliydi, bizim ecdadimizin gözü yasliydi...
Cünkü iman emanet demekti...Emaneti olmayanin imani yoktu...Onun icin insan insanin emanetcisiydi...
Biz ise insanligimizi ruhuyla, bedeniyle ve cesediyle cöplüge terkettik...Aglayamiyorsun bari gülmekten utan diyor ya sair, iste o sairimizin oglu bir gün kimsesiz bir halde Istanbul belediyesine ait bir cöpün kenarinda bulunmustu...Sairin adini vermek bile acitiyor beni ama vereyim...Belki gözlerim yaslanir da gözyaslarimdan bir damla bu ümmetin insanlarinin gözüne kacar ve milletce aglariz diye yaziyorum. O, bizim milli sairimiz Akif'in ogluydu...
Hak nebi uyariyordu ashabini ve diyordu : Benim bildigimi bilseydiniz az güler cok aglardiniz...Öyle ki resululullah ötelerden haber almisti ve ona bildirilmisti olanlar ve olacaklar...Bügünün dunyasindan haberdardi
kuskusuz belkide su modern dünyanin masumlarina agliyordu....Ekonomik sebeblerden dolayi ortalama her Allahin günü ölen on dokuz bin bebege agliyordu belkide...Su kirliliginden veya suya bagli nedenlerden dolayi her yil ölen üc milyon cocuk sayisina agliyordu belkide..."Komsusu ac yatarken kendisi tok olan bizden degildir "diyen Hak nebi bunlara agliyordu belkide...
Küresel köyümüzdeki komsularimiza agliyordu... Kisi basina düsen gelirin sadece doksan dolar oldugu Mozambikteki ac kalmis yiginlara veya sekiz milyon insanin aclik sinirinda yasadigi bir dünyaya agliyordu....Öyle bir dünya ki bir ülkenin bir sirketinin yillik net kari Afrikadaki
on üc fakir devletin toplam borcuna esitti...Öyle bir dünya ki en zengin üc yüz ellisekiz ailenin geliri dünya nüfüsunun ücte birinin gelirine denkti...Öyle bir dünya ki dünayada her yil üc milyon insan su kirliliginden veya susuzluktan ölürken, su sorununu cözmek icin dünya genelinde tüm projelere ayrilan pay sekiz milyar dolarken
sadece Avrupada ev hayvanlarinin mama satislarinin yillik cirosu on yedi milyar dolardi...Bir bebegin degerinin bir köpegin degeri kadar olmadigi bir dünyaya agliyordu belkide Allahin resulü...Belki de onlara aglamiyordu diyorum ben, agladigi iman emanettir diyen Islamin muntesiplerinin ahirette ki akibetleriydi...Beki de imanin ahlaki karsiligi olan emaneti yeryüzünde tecelli ettirmekle görevli hilafet makamindaki insanin yeryüzündeki ihanetine agliyordu Allahin resulu...
Allah resulü aglamisti hatta aglamayi ahlak haline getirmisti...Bir gün Abdullah (ra)'a bana Kur'an oku demisti...Abdullah ra. "O halde her milletten sahit getirdigimizde seni de bütün bunlara sahit tuttgumuzda onlarin hali ne olacak" ayetini okur okumaz Allahin resulü hickiriklara bogulacakti...Allah resulü (s.a.v aglamisti ve ashabina göz yasini ögretmis ve tavsiye etmisti...
Bir gün Suffe ashabi "Ve simdi siz bu söze mi hayret ediyorsunuz gülüyorsunuz da aglamiyorsunuz, ve gaflet icinde oyalaniyor baskaldiriyorsunuz." ayetini ilk duyduklarinda yanaklari islanincaya kadar göz yasi dökmüslerdi..
Onlarin bu iniltilerine Resulullah ve ashabtan bazilarida istirak etmis ve Allah resulü "Allah korkusundan dolayi aglayan, cehenneme girmez" buyurmustu..
Resulullah agliyordu ve onun göz yaslari ashabinda da bir göz yasi tufanina dönüsüyordu....
Öyle ki göz yasi rivayeti nakledilmeyen sahabe adeta yoktu....Öyle ki bir gün Ibn-i Ömer "Insanlar, hesaba cekilmeleri icin, alemlerin Rabbinin huzurunda durduklari zaman ..." ayetine gelince dusecek ve aglamaktan gerisini okuyamayacakti...Sorumluluk bilinci onlarin gönüllerini yakiyor ve onlari aglatiyordu....
Ashabin güzide isimlerinden Abdurrahman bin Avf orucluydu kendisine yemek getirdikleri zaman aglayarak söyle demisti:
" Benden daha hayirli olan Mus'ab bin Umeyr sehit oldugunda kefen olarak hirkaya sarildi. Basi örtülünce ayaklari, ayaklari örtülünce de basi acikta kaliyordu. Benden daha hayirli olan Hamza da sehit oldugunda boyle olmustu..Daha sonra servetimiz alabildigine cogaldi. Iyiliklerimizin karsiligini bu dünyada almaktan ve ahirete bir sey kalmamasindan korkuyorum" diyerek hickiriklara boguldu ve aglamaktan yiyemedi...
Ayni sorumluluk bilinci Habbab bin Ereti de ölüm döseginde aglatacakti. Harise bin Mudarrib'tan naklediliyordu:
Habbabi ziyarete gitmislerdi karni yedi farkli yerden daglanmisti...Habbab söyle demisti: "Sayet Allah resulu "Sizden hic biriniz ölümü temenni etmesin" demis olmasayadi simdi ölümü temenni ederdim deyince iclerinden biri "Allah resuluna kavusacaksin demisti. Habbab ise söyle demisti : Ben Allah resuluna biat ettigim gün hic birseyim yok idi simdi ise kirk bin dirhemim var bunlarin Resulullah'in yanina gitmeme mani olmasindan korkuyorum diye cevap verecekti....Daha sonra kefeni getirilmisti Habbab kefenini görünce aglayacakti ve söyle diyecekti: "Hamza sehit oldugunda uzerinde siyah-beyaz cizgili bir hirka vardi.Öyle ki, basi örtülse ayaklari, ayaklari örtülse basi acikta kaliyordu..." Onlar bu ümmetin hayatini imanina sahit kilan yildizlariydi...
Onlar bize bir miras biraktilar ve göcüp gittiler geriye bizler kaldik...Onlarin arkasindan gelen ceddimizde hayatlarini imanlarina sahit kilmislardi...Hatta Selahattin Eyyübiye " Tebessüm sadakadir ' hatirlatmasini yapan
zata Eyyübi Filistin isgal atindayken nasil gülerim diyecek ve göz yaslariyla cevap verecekti...O gözü yasli komutan bir gün gelecek Filistin fatihi olacak ve o zaman tebessüm edecekti...
Islam topraklari gözü yasli komutanlarca fethedildi...Anadolu topraklarinin fatihi Alparslanin gözü yasliydi, Istanbul'un fatihi Sultan Mehmet'in gözleri yasliydi...Fatih bize Istanbulu göz yaslariyla emanet etmisti...
Ama ben diyorum ki ey göz yaslarim nerdesin? Eyyübinin göz yaslariyla fethettigi Filistini simdi gözü dönmüs haydutlar isgal etti ve bu isgal devletlesti...Ey göz yaslarim nerdesin? Fatih'in göz yaslariyla bize emanet ettigi Istanbul simdi günah batagi oldu...Ey göz yaslarim nerdesin ?
Seyh Samil'in memleketini simdi zalimler isgal etti? Ey göz yaslarim nerdesin? Muctehit ve muceddit yatagi Bagdat simdi bomba altinda? Ey göz yaslarim nerdesin? Allah resulunu aglatan kitap simdi hedef tahtasi oldu, cöl kanunu ve bedevi yasasi oldu.
Ey göz yaslarim nerdesin? Aglamayan, dinlemeyen, inlemeyen, duygusuz ruhsuz ve suursuz bir yigin bizim neslimiz oldu. Ey göz yaslarim nerdesin ? Istanbulda deprem oldu depremzedelerin kollarinda ki bilezik deprem imdadina kosanlarin meselesi oldu? Ey göz yaslarim nerdesin? Dünyada kücük bir kiyamet koptu yeryüzü binlerce insana ve müslümana mezar oldu...
Ayni gün müslüman memleketlerinde yilbasi kadehlerle kutlandi?
Ey göz yaslarim nerdesin?
Bilgin Erdogan
http://www.bilginerdogan.info/index.php